ANA MENÜ


Ana Sayfa
Profilim
Arşiv


KATEGORİLERİM



SON YAZILARIM


YüReĞiNDe " BiR CüMLECiK YeRiM "var mı?
KAR YANGINLARI
MÜSAİT OLUNCA BENİ SEVER MİSİN?
GENÇ KALMANIN VE HUZURLU BİR AİLENİN SIRRI
Başlıksız
BEN SENİ NEDEN Mİ SEVDİM?....
SENDEMİ VAZGEÇTİN?
KURULA ILAK KİRPİKLERİNİ
CUMHURİYET BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN
YORULDUMM
BEN SENİ SEVDİMMMMMMM
SENİ DÜŞÜNMEK
SENİ SEVİYORUM
TÜM GÖNÜL DOSTLARINA SEVGİLERİMLEEEEEEE
GÖNÜL DOSTLARIMA TEŞEKKÜRLER...
DÖNDÜMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMM
BENDESAKLISIN DAN HABER VAR
VEDA
AYRILIK SAATİ
SÖYLEMEDİN Kİ
BEN DEĞİLİM
AYRILIĞIN İLANI
AĞIT
DOSTMUSUN?
GELECEĞİNİ BİLİYORDUM


BLOG SAYACları


TÜRK MİLLETİ SİZİNLE/BENDESAKLISIN/


Google Pagerank Checker Sitenizesayac.com


CBOX


BURAYA KODLARI


ARKADAŞLARIM


giz

nurdostu

demint

fuadyusufoglu

kalbiminkalemi32

semra1973

Sevgi Penceresi

ibrahim xxxx

uzakdost

sevgialemi

parttimelover

poyrazkoy

aaysen

metekan

sivist

ilknur gürsoy

duygularinsairi

sevgiyleyolculuk

akgunkaya

busecegunler

mehmet orhan durdu

ozlemlehayat

yitirilmissevdalar

umudayolcular

anguzelblogg

alaska1

kevserekanmak



FEEDJİT



TAKVİM



BAĞLANTILARIM



BAŞLIK


KODLARI


müzik




BAŞLIK


KODLARI


SAAT





BAŞLIK


KODLARI


BAŞLIK


KODLARI


BAŞLIK


KODLARI


BAŞLIK


KODLARI


BAŞLIK


KODLARI


BLOGCUYA UYARLAMA


KİANA


Copyright


Immagini © Google
Template creato da




BENDE SAKLISIN





30/3/2009 - MÜSAİT OLUNCA BENİ SEVER MİSİN?

Anne ve Çocuk
Müsait Olunca Beni Sever misin ?

İçeri girer girmez neşeyle bağırdı:
-Anne biliyor musun bugün yuvada ne oldu?
- Görmüyor musun ? Telefonla konuşuyorum.
Herkesin sevdiği şey birbirine benzemiyordu. Annesi telefonu, babası arabayı seviyordu.
Herşey erteleniyordu, telefon ve araba söz konusu olduğunda... Bir de eve misafir gelecek oldu mu kendisine hiç yer kalmıyordu.
Nerelere gitseydi? Annesi kapattı telefonu.
Mutfaktan tencere sesleri geliyordu. Koşarak yanına gitti:
-Sana yardım edeyim mi ? dedi, en sevimli halini takınarak. Annesi manalı manalı baktı:
-Hayırdır? Bir yaramazlık mı var? Bak bir de seninle uğrasmayayım. Çok yorgunum zaten.
Yorgunluk nasıl bir şeydi ? Bazen elinde oyuncağıyla uykuya daldığında anneannesi oyuncağı yavaşça elinden alır :
-'Nasıl yorulmuş yavrucak. Uykunun gül kokulu kolları sarsın seni..'
diyerek alnına bir öpücük konduruverirdi.
Yorgunluk gül kokulu bir uykuya dalmaksa eğer, neden annesi kendisiyle böyle kızgın kızgın konuşuyordu.
-Anneciğim yorulduğun zaman gül kokulu uykulara dalarsın. Anneannem öyle söylüyor.
-Uykuya dalayım da, gül kokuları kusur kalsın. Yorgunluktan ölüyorum.
Bu kelimeden nefret ediyordu.'Yorgunum, yorgun olduğumdan, böyle yorgunken'....
-Anneciğim sen yorulma, diye...
-Yemekte konuşuruz çocuğum. Bankada işler yetişmedi. Baban gelene kadar bunları bitirmem lazım. Hadi sen oyna biraz.
Hani siz yoruluyorsunuz ya...Eeee....Bende oynamaktan yoruluyorum. Ne yapayım bilmem?
Yapılmaması gerekenleri biliyordu da büyükler, yapılması gerekenleri hiç bilmiyorlardı.
Işıklar söndü birden.
Annesi öfkeyle söylenmeye başladı.
-Mum da yok! diye diye karıştırdı dolapları el yordamıyla.
Çocuk sırtüstü yatıp, anneannesinin köyünü düşündü. Gaz lambasınınışığında deli tavşan masalını anlatışını.
Deli tavsanın duvardaki aksini getirdi gözlerinin önüne. Anneannesi gibi iki ellerini birleştirip işaret parmaklarını yukarı kaldırarak
tavşan kafası yaptı.
''Bak deli tavşan'' diyerek parmaklarını oynattı. Yoldan geçen arabaların farları duvardaki tavşana yol açtı. Tavşan alabildiğine hür
dolaştı sağda solda. Otlarla kuşlarla konuştu. Sonra yorgun düştü. Duvardaki görüntü minik avuçların açılmsıyla kayboldu. Kolu yavaşça
kanepeden aşağı sarktı.
Sonra ışıklar geldi.
Kadın çocuğun hiç konuşmadığını akıl etti. Birden kanepeye koştu. Küçücük dizlerini karnına doğru çekerek uykuya dalmıştı.
Masanın üstündeki dosyalara baktı iğrenerek. Dindirilmez bir pişmanlık doldurdu içini.
Uyandırmaktan korka korka küçük alnına bir öpücük kondurdu.
Çocuk sanki bir ipucu bekliyormuşcasına aralanan gözleriyle mırıldandı;
- İşin bitince beni sever misin anne? dedi.
Kadın, sevilmek için randevu alan çocuğuna bakarak sabaha kadar ağladı.
alıntı

Yorum (11) :: Yorum yaz! :: Bağlantı



30/1/2009 - GENÇ KALMANIN VE HUZURLU BİR AİLENİN SIRRI

Genç Kalmanın ve Huzurlu Ailenin sırrı

Genç Kalmanın ve Huzurlu Ailenin sırrı 
 
Evvel Zaman içinde Memleketin Birinde 90 yaşlarında fakat çok dinç ve genç görünümlü bir adam yaşarmış? Çevresinde bulunan herkes ona çok özenir ve sorarlarmış 'bu gençliğin sırrı nedir' diye. İhtiyar delikanlı güler geçermiş her soruldukça bu soruya.. Ama Sorular sık , soranlar çoğalınca cevap vermek vacip olmuş sanki. 
 
Düşünmüş nasıl anlatırım bu sırrımı kolayca herkese. Sonra karar vermiş tüm meraklıları yemeğe davet etmeye evine. "Bu davette size sırrımı açıklayacağım demiş.

 Herkes merakla davete gelmiş. Yemekler yenilmiş, içilmiş, sohbetler edilmiş vakit iyice gecikmiş. Ama gençlik sırrı ile ilgili tek kelam edilmemiş. Herkes konu ne zaman açılacak diye merek ederken Adamcağız huri gibi sevimli hanımına seslenmiş:

"Hatun, şu kilerde bir karpuz getirir misin bize sana zahmet!.."

Hanım hemen doğrulmuş kilere giderek kaş ile göz arasında gidip bir karpuz getirmiş. Adamcağız şöyle eliyle bir vurmuş tık tık diye sonra da:" Bu olmamış hanım, güzel çıkmayacak, başka getirir misin bir zahmet" demiş.

Hanım onu götürmüş bir tane daha getirmiş. Adam onu da bir yoklamış yine beğenmemi..

 Hanım sana yine zahmet olacak ama bu da olmamış başka bir tane getirir misin  demiş, Başka istemiş..

. Bu böylece üç dört sefer daha tekrarlamış. 

Neyse misafirleri ve de siz Aziz okuyucuları sıkmamak için !!!:)))

 

 Dedemiz beşincide karpuzu beğenmiş ve karpuz kesilmiş, misafirlere ikram edilmiş?. Herkes karpuzunu afiyetle yerken bizim dedecik sormuş. "Eeee ?. Arkadaşlar iste benim gençliğin sırrı burada anladınız mı?? 
 
 
Herkes birbirinin yüzüne bakmış. Kimse bişey anlamamış.

"Aman dede demişler nerde? Anlamadık biz bu sırrı!"

 Dedecik gülmüş."Efendiler" demiş "O gördüğünüz karpuz kilerde bir tanecikti, tekti.

Ben hanıma git de başka getir dedikçe o kilere gidip geliyor aynı karpuzu getiriyordu.

Bir kere bile "aman be adam , deli misin nesin şu tek karpuzu ne taşıttırıyorsun bana defalarca.." demedi.

Beni sizin önünüzde mahcup duruma düşürmedi.

 İşte ben bütün gençliğimi bu hanımıma borçluyum.

 Biz birbirimizi hiç başkalarının önünde zor duruma düşürmeyiz. Aile içindeki hiçbir şeyi dışarıya yansıtmayız.

Hep birbirimize destek olur, dert ortağı olur, yardım ederiz.

Birbirimizle ilgili olan problemleri yine birbirimize anlatırız. İyi kötü her olayı da birlikte paylaşırız Demiş.

evet dostlar..

ya bizim durumumuz nedir ???

bir duşünelim lütfen

Yorum (14) :: Yorum yaz! :: Bağlantı



22/1/2009 -



SEBEBİ SEN OLAN BENDEKİ SIZI...

Demiştim sana hatırlarsan?Önemli olan zamana bırakmak değil,önemli olan zamanla bırakmamaktır.Şimdi bana geçen zamanın unutulmaz sancısı kalır.Gittiğim eğer bensem,söyle bana kimden gittim?Sende yoktum zaten ben.Ben yine bende bittim
Ay ışıldamaya başlar.Zaman durmaya çalışır.Ne zaman ben sende bitersem, o zaman durmaya çalışmam.Gönlüm deniz kadar sende coşmaya devam etse de, eğer sen yoksan yanımda bir gün durulur.Düşümdeki rüyalar inatla gerçekleşmeye çağırıyor beni.Bende yürümeye çalışıyorum ama ne kadar başarılı oluyorum bilmiyorum?Rüyalarıma giren, beni dinlemeye bile vakti olmayan,saçma hikayelerden biri gibisin.Ama her şeye rağmen yine aklımdasın.Bir dursan,bir dinlesen beni; Sana hiç yakışmıyor korkup kaçmak.Ben senin yanına düşe kalka geldim.Sadece seni istediğim için,baska bir amacım olmadan sadece senin için..

Bir yanımda sen bir yanımda geçmişimle ben.Gözlerimden akan yaşlar ben istemeksizin akıyor.Seninle başlayan sancılarım hiç dinmedi.Yüreğim hasta oldu sana.Ya sensin çaresi ya da ben.Sen her gelip gittiğinde ben de seninle gelip gittim.Sen her gittiğinde benim de ışığım kayboldu.Günlerce,haftalarca,aylarca karanlılar içinde seninle boğuştum.Nedendir,nasıldır diye sormadan bir tek saniyem bile geçmedi sensiz.Her anımı sana göre ayarladım,sana göre uyguladım.Ya sen vardın ya sensizlik;Hangisiydi beni üzen bilmiyorum.Sen varken o an her şey mükemmel ama ya daha sonrası..?Senden sonrası ne olacaktı?Belirsizlik..Sensizlik varken de;sensizliği yaşamak çok acı verirken yine seni düşünmek zorunda kalmak.Buna ne demeli peki?Sen ve sensizlikteki senle boğuşmak!

Zor geldi ayrılıklar.Yine de seni seçtim,her şeyi karşıma alarak.Şimdi söyle bana;sebepsiz yaptıkların affedilir mi??Unutulup silinir mi?Korkulur mu sensizlikten?Kalbimdeki düğümler çözülür mü?....Mutlu olunur mu sensiz??
Bunların cevabını ver bana.Vermeye cesaretin varsa Yanaklarından akan o yumuşak gözyaşlarını hissedebiliyorum.Çünkü biliyorm ki;onlar sana ait değil.İstemeden yaptın bunları,yenildin içindeki sana.Gözyaşlarındaki yumuşaklık bu yüzden..Bu yüzden şimdi buradayız,bu yüzden şimdi senin yaptıklarının acısını ben çekiyorum.Oysa ben hiçvazgeçmedim sonuna kadar gittim.Bir adım atsam önümü göremiyordum.Buna rağmen gözümü kırpmadan koştum sana.Ve işte şimdi yine ben yanındayım.Anladın ama biraz geç oldu.Ben çoktan gitmiş olabilirdim,dönüp baktığında olamayabilirdim.

Sende yalnızdın benim gibi bensiz gecelerde.Sende çözemedin içindeki beni.Çok yanlış yaptın sen çook;Ben yanındayım.Peki aynı hatayı ben yapsaydım;yine gözyaşlarındaki o yumuşaklığı hissedebilir miydim?Sen bırakıp gider miydin?Kalbindeki düğümler çözülür müydü??Hadi gel yine ver verebiliyorsan bu cevapları...
Şimdi ne kadar üzülüyorsam bunun sebebi sensin.Ne kadar gözyaşlarım akıyorsa sebebi sensin.Benim için fedakarlık bile yapamadın sen.Oysa sevgi,aşk ne demektir ??Büyük bir bölümünü fedakarlık oluşturmaz mı?Peki senin sevgin bunun neresinde??Benimle bir ömrü paylaşırmısın,beni sonsuza kadar sever misin derken neye dayanarak soyledin.nasıl cesaret ettin bilmiyorum önünde diz çöksem,yanında olsam,elini tutsam,benimle gelir misin derken neye güvendin??Senin için fedakarlık yapmayan birini sen sevebilir miydin.Oysa ben biliyordum;bir gün benim beklediğim gemi gelecekti.Umutla baktım her zaman ki gibi hayata ve sana.Bırakmadım,seninle içindeki sana inanarak devam ettim.Sadece bir kez olsun cesaret istedi yüreğim.Sen yapamasan da ben yaptım ,ikimiz içinSenin adına fedakarlık yaptım,senin adına cesaret gösterdim,senin adına yüreğimi susturdum,senin adına bensiz bıraktım yaşadığım şehri ve senin adına her şeyimden vazgeçtim..Sonunda değer miydi;.Bilmiyorum,ama bildiğim tek bir şey vardı;SENSİZ OLAMAYACAĞIM.Kendime güvenmiyorum bu konuda ve yenildim sana.Ama ben senin içinde ki seni sevdim.önemli olan o gözyaşlarının sadece benim için yumuşak akması; Kara gözlerinden bir damla yaş düşünce ben kahrolurdumİçindeki sana inanmasam senin için bu kadar fedakarlık yaparmıydım,gelirmiydim sana.Gözlerimden akan yaşları silmeyeceğini bilsem gelirmiydimYollarıma taş koysalar da ben buradayım(korkma kendinden ve çevrendekilerden,kim ne derse desin sen sensin.
Unutma;gölgendir seni yöneten)

güzel dileklerin,yorumum ve duaların için binlerce kez teşekkür ediyorum hanife kardeşim...bu güzel yazıyı senin için yayınlıyorum
Yorum (12) :: Yorum yaz! :: Bağlantı



1/6/2008 - TÜM GÖNÜL DOSTLARINA SEVGİLERİMLEEEEEEE



Bir zamanlar Afrika'daki bir ülkede h
üküm süren bir kral varmış. Kral, daha çocukluğundan itibaren arkadaş olduğu, birlikte büyüdüğü bir dostunu hiç yanından ayırmazmış. Nereye gitse onu da beraberinde götürürmüş.

Kralın bu arkadaşının ise sıradışı bir alışkanlığı varmış. İster kendi başına gelmiş olsun,ister başkasının, ister iyi olsun ister kötü, her olay karşısında hep
"Bunda da bir hayır var!" dermiş.

Bir gün kralla arkadaşı birlikte ava çıkmışlar. Kralın arkadaşı tüfekleri dolduruyor, krala veriyor, kral da avlanıyormuş. Arkadaşı , tüfeklerden birini doldururken bir yanlışlık yapmış ve kral ateş ederken tüfeği geri tepmiş, kralın başparmağı kopmuş. Durumu
gören arkadaşı her zamanki sözünü
söylemiş: "Bunda da bir hayır var!"
Kral acı
ve öfkeyle bağırmış:
"Bunda hayır falan yok! Görmüyor musun,
parmağım koptu!" Ve sonra da kızgınlığı geçmediği için arkadaşını zindana attırmış.

Bir yıl kadar sonra, kral insan yiyen kabilelerin yaşadığı ve aslında uzak durması gereken bir bölgede birkaç adamıyla birlikte avlanıyormuş. Yamyamlar onları ele geçirip köylerine götürmüşler. Ellerini, ayaklarını bağlayıp köy meydanında yaktıkları kocaman ateşin başında toplanmışlar. Kral ve adamlarını pişirmeye hazırlanıyorlarmış ki , kabile reisi, kralın başparmağının olmadığını farketmiş. Kabilenin, batıl inançları nedeniyle uzuvlarından biri eksik olan insanlar yenmiyormuş. Böyle bir insanı yedikleri takdirde başlarına kötü olaylar geleceğine inanıyorlarmış. Korkuyla, kralı çözmüş, serbest bırakmışlar. Diğer adamları ise pişirip yemişler.

Kral , kurtuluşunun kopuk parmağı sayesinde gerçekleştiğini düşündükçe,onca yıllık arkadaşına reva gördüğü muameleden dolayı pişman olmuş. Hemen zindana , arkadaşının yanına koşmuş ve başından geçenleri bir bir
anlatmış."Haklıymışsın! Parmağımın
kopmasında gerçekten de bir hayır varmış. İşte bu yüzden, seni bu kadar uzun süre zindanda tuttuğum için özür diliyorum.Yaptığım bu haksızlıktan ötürü beni affetmeni istiyorum." "Hayır" diye karşılık vermiş arkadaşı.
"Bunda da bir hayır var... ve asıl ben size teşekkür etmeliyim." "Ne diyorsun Allah aşkına?" diye haykırmış kral. "En yakın arkadaşımı bir yıl boyunca zindanda tutmanın neresinde hayır olabilir?" Arkadaşı yanıt vermiş; "Düşünsenize, ben zindanda olmasaydım,
sizinle birlikte avda olurdum...Ve sonra!!!..."

 

Yorum (33) :: Yorum yaz! :: Bağlantı



11/4/2008 - AŞKIN GÖZÜ KÖRDÜR..

 

Dünya yaratılmadan önce, iyi ve kötü huylar ne yapacaklarını bilmez vaziyette dolanıyorlarmış. Bir gün toplanmışlar ve her zamankinden daha fazla canları sıkkın oturuyorlarken; Saflık ortaya bir fikir atmış: 'Neden saklambaç oynamıyoruz?'..
Hepsi bu fikri beğenmiş. Çılgınlık bağırmış.'Ben ebe olmak ve saymak istiyorum'...Baska hiç kimse çılgınlığı arayacak kadar çıldırmadığı için, Çılgınlık bir ağaca yaslanmış ve saymaya başlamış.1,2,3,..

O saydıkça iyi huylarla kötü huylar saklanacak yer aramışlar. Şefkat Ay'ın boynuzuna asılmış; İhanet çöp yığınının içine girmiş; Sevgi bulutların arasına kıvrılmış; Yalan bir taşın altına saklanacağını söylemiş ama yalan söylemiş çünkü gölün dibine saklanmış; Tutku dünyanın merkeizne gitmiş; Para Hırsı bir çuvalın içine girerken çuvalı yırtmış.Aşk; kararsız olduğu gibi, nereye saklanacağını da bilmiyormuş.(Aşkı saklamak zordur )Ve çılgınlık 100'ü saydığı anda; Aşk sıçrayıp güllerin arasına girmiş ve saklanmış..

Ve Çılgınlık bağırmış.. 'Önüm, arkam, sağım, solum sobe,geliyorum!' İlk önce Tembelliği görmüş, çünkü saklanacak enerjisi yokmuş.Sonra Şefkati ayın boynuzunda, İhaneti çöplerin arasında, Sevgiyi bulutların arasında, Yalanı gölün dibinde ve Tutkuyu dünyanın merkezinde birer birer bulmuş.Sadece biri hariç. Umutsuzluğa kapılan Çılgınlığın kulağına Haset fısıldamış: 'Aşkı bulamıyorsun, çünkü o güllerin arasında saklanıyor.'

Çılgınlık çatal şeklinde bir sopa almış ve güllerin arasına saklamış, ta ki yürek burkan bir haykırış onu durdurana kadar. Ve haykırıştan sonra, Aşk elleriyle yüzünü kapayarak ortaya çıkmış. Parmaklarıyla kapadığı yüzünden sicim gibi kan akıyormuş. Çılgınlık, Aşkı bulayım derken, heyacandan Aşkın gözlerini kör etmiş.. 'Ne yaptım ben?!!' diye bağırmış.'Seni kör ettim.Sana nasıl kendimi affettirebilirim? Aşk cevap vermiş: 'Gözlerimi geri veremezsin. Ama benim için bir şey yapmak istersen, benim klavuzum olabilirsin'..

İşte o günden beri Aşkın gözü kördür ve Çılgınlık da her zaman onun yanındadır...

Yorum (10) :: Yorum yaz! :: Bağlantı




<- :: Sonraki Sayfa ->